Dımbılçı

Dımbılçı

Ramazan geldiğinde televizyonlar eski ramazan anılarından geçilmez. Gündüz oruç tutmaktan iflahı kesilen ve aklı başında olmayan insanlar iftarı açınca başka bir aleme geçerler. Dini bütünler namaz, kuran gibi daha uhrevi meşguliyetler peşindeyken, diğer insanlar da sohbet, muhabbet ve çeşitli oyunlarla meşgul olurlar. Bu manada tombala en fazla bilinen ramazan eğlencesi sayılır. Benim küçüklüğümde böyle gecelerde bizim ev de dahil, çeşitli evlerde toplanıldığını ve kitap okunduğunu hatırlıyorum. Kitap dediysem, rahmetli babamın eve getirdiği tarihi romanları kastetmekteyim. En popülerleri: "Eba Müslüm kitapları, Yörük Ali Efe, Atçalı Kel Mehmet Efe" isimli romanlardır.

Eskiden köyümüzde ramazan ayında gençler akşam namazı sonrası kapı kapı dolaşırlar, çeşitli maniler söyleyerek hediye toplarlardı. Adına "dımbılçı" denen bu eylem, önceleri muhtemelen sahurda başlamış olmalıdır. Çünkü Türkiye'nin birçok yerinde insanları sahura kaldırmak için bu tür adet bulunmaktadır. Köy yerinde sahurda kalkıp kapı kapı dolaşmak zor olduğu için, bu adetin zamanla yatsı hatta akşam namazı zamanına kadar geldiğini söyleyebiliriz.

Dımbılçı adetine ben yetiştim. Hatta bir iki kere gittiğimi hayal meyal hatırlıyorum. Son tanık olduğum "dımbılçı" ise, 1980'li yıllarda penceremizin altında Metin Gülbeyaz'ın elinde bağlamayla çalıp söylediği dımbılçıdır.

Dımbılçı bir evin kapısına veya kömzeğine gelir, manisini söylemeye başlar. Bahşiş vermemek ayıp sayılır. Zaten bütün maniler de bahşiş üzerinedir. Bahşişin alası paradır. Para bir mendilin içine konur, mendil bağlanır, pencereden aşağı yollanır. Bazen de mendilin bir ucu yakılır. (Bundan tam emin değilim. O devire yetişenlerden ayrıntılı açıklama bekliyorum) Para yoksa börek, tatlı gibi bahşişler de kabul edilir. En düşük hediye yufkadır. Ama her kapıdan birer ikişer toplanan yufka (yooka) epeyi bir yekün tutar ve karın doyurur.

Dımbılçı geldi duydun mu?
Eti kemikten soydun mu?
Dımbılçının bahşişini,
Terek başına koydun mu?

Davulumun ipi tekir,
Benim adım Deli Bekir,
Bir tava da börek getir,
Yiyemezsem geri götür.

Şekerim var ezilecek,
İnce bezden süzülecek,
Verin ağalar bahşişimi,
Çok yerim var gezilecek.

Ocağın başında minder,
Altını üstüne dönder,
Dımbılçı geldi kapıya,
( Veya "Körolası .......... dayı / teyze")
Bahşişini çabuk gönder.



Metin GÜLBEYAZ'dan ek:
Anca geldim hanenize,
Selam verdim hepinize.
Selamımı almazsanız,
O da sizin keyfinize.

Eski cami direk ister,
Söylemeye yürek ister.
Beni karnım toktur ama,
Arkadaşım börek ister.

Sıçan gelir takır tukur,
Ben de sandım keten dokur.
Bahşişini verirseniz,
Arkadaşım mani okur.



Ezedin.comGoogle


Mesaj Tahtası



Linkler