Hasan Ağa Sef Gittin!...

Hasan Ağa Sef Gittin!...

Günlerden bir gün Melikli köyündeki su değirmenine yeni bir taş lazım olmuş. Çünkü eski taş yıllardır döne döne iyice yıpranmış, dişlerini kaybetmiş imiş. Yeni diş açılsa da, her diş açma işleminde taş daha da incelmiş ve ağırlığını kaybetmiş. Neyse uzatmayalım...

3-5 köylü bir araya gelmiş, gerekli hazırlıkları akşamdan yapmışlar ve sabah erkenden yola çıkmışlar. Köyün üst çaprazına düşen dağdaki taş ocağına değirmen taşı kesmeye gitmişler. İkindi sularında taşı keşmişler ve son şeklini vermişler. Sıra gelmiş taşı değirmene götürmeye...

Taş o kadar ağırmış ki, bir adam yerinden zor kıpırdatabiliyormuş. Koca taşı iki kişi neresinden tutsunlar da götürsünler? Bir müddet çeşitli taşıma usulleri denedilerse de, hepsi başarısızlıkla sonuçlanmış. En sonunda taşı götürse götürse köyün en babayiğit, boylu poslu adamı Hasan Ağa'nın götürebileceğine kanaat getirmişler ve içlerinden birini yollayıp Hasan Ağa'yı çağırmışlar.

Hasan Ağa olay mahalline varıp taşı gördüğünde afallamış biraz ama belli etmemiş. Ne de olsa, bunca yıllık namına leke sürülmesini göze alamamış. Çevresinde bir iki ısınma turu attıktan sonra: "Tutun iki yanından" diye gürlemiş. En irisinden iki kişi taşı iki yanından tutmuş, ıkına sıkına kaldırmış. Taş bel hizasına kadar kaldırılınca Hasan Ağa biraz eğilip, taşın ortasındaki deliğe kafasını geçirmiş. Taştan önünü görmkte biraz zorlansa da: "Köy ne tarafta uşaklar, beni o tarafa döndürün!" demiş. İstikameti bulunca ağır aksak yola koyulmuş.

Hasan Ağa bir müddet sağ - aşağıya doğru yoluna devam etmiş. Ama taşın ağırlığı onu dik aşağıya doğru zorlamaktaymış. Bir müddet sonra kontrolünü kaybedip, dik aşağı hızlanmış, daha sonra da taşı zaptedemeyip koşmaya başlamış.

Hasan Ağa'nın yoldan çıktığını gören köylüler peşinden koşarak hep bir ağızdan: "Hasan Ağa sef gittin, Hasan Ağa sef gittin!" diye bağırmışlarsa da nafile...

Köylüler Hasan Ağa'nın peşinden yokuş aşağı koşmaya başlamışlar. Yarım saat sonra köyün altından geçen dereye vardıklarında ne görsünler? Taş bir yanda, Hasan Ağa'nın başı bir yanda, gövdesi diğer yanda... Bir müddet ah-u figan ettikten sonra birisi: "Gördünüz mü yaptığımızı uşaklar?" demiş. "Hasan Ağa'nın başını kopardık..." demiş. Bir başkası: "Yok canım, yukardayken de Hasan Ağa'nın başı gövdesinde değildi..." demiş. Başı gövdesindeydi, değildi derken tartışma alevlenmiş ve bir sonuca varamamışlar. En sonunda: "Bunu bilse bilse hanımı bilir" deyip hep birlikte Hasan Ağa'nın evine varmışlar.

Kapıyı açan hanımına: "Yenge sana bir sorumuz olacak. Sabah evden çıkarken, Hasan Ağa'nın başı gövdesinde miydi, yoksa değilmiydi?" diye sormuşlar. Zavallı kadın bir müddet düşündükten sonra: "Valla hiç hatırlamıyorum" demiş. "Ama sakalı tim tim ediyordu (titriyordu)" demiş.


Tüm Hikayeler



Ezedin.comGoogle


Mesaj Tahtası



Linkler