Uslusu

Uslusu

Köyümüzün güney tarafında (Günii geçesi) Arkantamı denen mevkiin karşısında iki adet taş bulunur. Taşlar yerli kaya olup, 15 - 20 katlı bir bina yüksekliğinde ve enindedir. Aşağıdakine Uslusu denir. Yukarıdakine de ayırt etmek için Yukarıki Uslusu denmektedir.

Bu taşın adı ve özelliği, üzerindeki sudan gelmektedir. Suyun bulunduğu çukurluk hilal şeklindedir. Ancak, hilalin ortasında yükselti daha fazla olduğu için su genellikle iki parça halindedir. Suyun derinliği 10 cm’yi geçmez. Yılın neredeyse tamamında kurumayan bu suyun içinde her türlü mikrop, ufak canlılar ve gözle görülebilen yaratıklar bulunmaktadır.

Ezedinliler değil ama, diğer köylerden gelen kadınlar Uslusu’dan “ocak” olarak bahsederler. Taşın kutsal, üzerindeki suyun şifalı olduğuna inanılır.

Taşın ziyaret günü Cumartesi günüdür. Herkes olmasa bile çoğu kadınlar taşın üzerine ayakkabılarını çıkararak basarlardı. En yaygın inanış, vücuttaki kapanmayan yara berelere suyun iyi geldiğidir. Sudan bir tas alınır, yaraların üzerine sürülür. Yaralar tüm vücudu kaplamışsa, taşın alt tarafındaki kovukta yıkanılırdı. Uzaktan gelen kişiler bir miktar suyu da daha sonra kullanmak üzere şişelere doldurur ve yanlarında götürürlerdi.

Taşla ilgili bir diğer inanış, Türklerin eski dini Şamanizm’e kadar dayanır. Bu inanışına göre Türklerin yaşadıkları yerleri Altaylı Şamanistlere göre “izi”, Göktürklere göre “yer-su” denen bir takım ruhlar korumaktadır. Yani her dağın, her su kaynağının, göllerin, ırmakların, kutsal ağaç ve kayaların sahipleri vardır. İnanışa göre bu ruhlar insanlardan kurban isterler, kurban vermeyenlere de zarar verirlerdi. Ancak bu ruhlar çok kanaatkâr oldukları için bunlara, bir bez parçası, bir tutam at kılı, hatta kurban niyetiyle atılan bir taş parçası bile onları memnun etmek için yeterliydi. Kutsal ağaç ve kutsal sular olarak kabul edilen bazı yerler, daha çok kısır ve çocuğu hasta olan kadınlar tarafından ziyaret edilmektedir. Günümüzde bile birçok kadın, bu yerlere gidip dua ederek ağaca çaputunu bağlar, suya para atarsa, hamile kalacağına inanmaktadır.

Şamanizm’deki bu inanış neredeyse tümüyle Uslusu’da görülmektedir. Çocuğu olmayan veya hasta olan kadınlar, kısmetinin açılmasını isteyen kızlar yine Cumartesi günleri Uslusu’ya gelir ve taşın etrafında 7 kere dolaşırlardı. Yine bu inanışa uygun olarak kadınlar üzerlerinden bir parça bezi yırtıp taşın ucundaki çalılara bağlarlar ve çalıların dibine bozuk para atarlardı.

Bu bilgilerin çok fazla uzak bir geçmişe ait oldukları sanılmasın. Tahminen 10 - 15 yaşlarımdayken bu taşın üzerine gelen kadınları görürdük. Çalıların dibinde şimdiki hesapla 3 - 5 YTL civarı bozuk para bulduğumu hatırlıyorum. Tabi ablalarım parayı almamam gerektiğini, belaya sebep olacağını söylediler ama ben bu uyarılara aldırmadım.

O yıllarda çalıların üzerinde çaputtan geçilmezdi. Bu çaputlar genellikle keşan peştemalının yıpranmış olan ucundan yırtılmış olurdu. 2008 yılı yazında bile bu çalılıklarda bağlanmış çaput bulmam benim açımdan şaşırtıcı oldu.




Ezedin.comGoogle


Mesaj Tahtası



Linkler